« Önceki | Sonraki »

10/11/2007

İNSAN EVRİM GEÇİRMEMİŞ,ALLAH TARAFINDAN YARATILMIŞTIR

Evrimcilerin canlıların kökeni hakkındaki diğer iddiaları gibi, insanın kökeni hakkında ortaya attığı senaryo da bilimsel yönden temelsizdir. Çağdaş bilimin son bulguları canlı türlerinin birbirinden evrimleşmediğini doğrulamaktadır.

Darwin, insanlarla maymunların ortak bir atadan geldikleri iddiasını, 1871 yılında yayınlanan İnsanın Türeyişi (Descent of Man) adlı kitabında öne sürmüştü. O zamandan bu yana da Darwin'in yolunu izleyenler bu iddiayı destekleme yarışına giriştiler. Ancak yapılan tüm araştırmalara rağmen, başta fosiller alanında olmak üzere, "insanın evrimi" iddiası hiçbir somut bilimsel bulgu ile desteklenemedi.

Bazı insanlar bu gerçekten habersizdir ve insanın evrimi iddiasının pek çok delille desteklenen somut bir gerçek olduğunu sanır. Bu yanlış kanının nedeni, evrimcilerin medya yoluyla sürdürdükleri propagandadır. Ancak gerçekte konunun uzmanları "insanın evrimi" iddiasının temelsiz bir varsayımdan başka bir şey olmadığının farkındadır.
Hayali Evrim Şemaları ve Australopithecus
Australopithecus kelimesi "güney maymunu" anlamına gelir. Farklı kategorilere ayrılan Australopithecus türlerinin tümü, günümüz maymunlarına benzeyen soyu tükenmiş maymunlardır.
Evrimcilerin bu konudaki iddiası ise, Australopithecus'un, tam bir maymun anatomisine sahip olmasına rağmen, insanlar gibi dik olarak yürüdüğü tezidir.

Ancak İngiltere ve ABD'den dünyaca ünlü iki anatomist, Lord Solly Zuckerman ve Prof. Charles Oxnard'ın, Australopithecus örnekleri üzerinde yaptıkları çok geniş kapsamlı çalışmalar bu canlıların günümüz maymunlarınınkiyle aynı hareket şekline sahip olduklarını gösterdi. İngiliz hükümetinin desteğiyle, beş uzmandan oluşan bir ekiple bu canlıların kemiklerini on beş yıl boyunca inceleyen Lord Zuckerman, kendisi de bir evrimci olmasına rağmen, Australopithecus'un sadece sıradan bir maymun türü olduğu ve kesinlikle dik yürümediği sonucuna vardı. Yine bir evrimci olan Oxnard ise, Australopithecus'un iskelet yapısının günümüz orangutanlarına benzediğini açıkladı.

Amerikalı antropolog Holly Smith'in 1994 yılında Australopithecus dişleri üzerinde yaptığı detaylı analizler de yine Australopithecus'un bir maymun türü olduğunu gösterdi.

Evrimcilerin ortaya attıkları "insanın evrimi" şemasında, Australopithecus türünden sonra temel olarak Homo erectus adıyla sınıflandırılan fosiller gelir.

Homo erectus kavramı "dik yürüyen insan" anlamına gelir. Evrimciler bu insanları, "erect" sıfatı ile öncekilerden ayırmak zorunda kalmışlardır. Çünkü eldeki tüm Homo erectus fosilleri, Australopithecus ya da Homo habilis örneğinde görülmediği kadar diktir. Günümüz insanının iskeleti ile Homo erectus iskeleti arasında hiçbir fark yoktur.

Evrimcilerin Homo erectus'u "ilkel" saymaktaki yegane dayanakları, kafatası hacminin (900-1100 cc.) modern insanın ortalamasından küçüklüğü ve kalın kaş çıkıntılarıdır. Oysa bugün de dünyada Homo erectus'la aynı kafatası ortalamasında pek çok insan yaşamaktadır (örneğin pigmeler) ve bugün de çeşitli ırklarda kaş çıkıntıları vardır (örneğin Avustralya yerlileri Aborijinler'de).

Kısacası evrimcilerin Homo erectus sınıflamasına dahil ettikleri insanlar, zeka düzeyleri bizden farklı olmayan kayıp bir insan ırkıdır. Bir insan ırkı olan Homo erectus ile "insanın evrimi" senaryosunda kendisinden önce gelen maymunlar (Australopithecus ya da Homo habilis) arasında ise büyük bir uçurum vardır. Yani fosil kayıtlarında beliren ilk insanlar, evrim süreci olmadan, aynı anda ve aniden ortaya çıkmışlardır. Bu ise yaratılmış olduklarının açık bir göstergesidir.
Soyağacının Çöküşü
Neandertaller bundan 100 bin yıl önce Avrupa'da aniden ortaya çıkmış ve yaklaşık 35 bin yıl önce de yine hızlı ve sessiz bir biçimde yok olmuş -ya da diğer ırklarla karışarak asimile olmuş- insanlardır. Günümüz insanından tek farkları, iskeletlerinin biraz daha güçlü ve kafatası ortalamalarının biraz daha yüksek olmasıdır.

Neandertaller bir insan ırkıdır ve bugün artık bu gerçek hemen herkes tarafından kabul edilmektedir. Evrimciler bu insanları "ilkel bir tür" olarak göstermek için çok çabalamışlar, ama bütün bulgular Neandertal insanının bugün sokakta yürüyen herhangi bir "yapılı" insandan daha farklı olmadığını göstermiştir.

Bu nedenle günümüzde birçok araştırmacı, Neandertal insanını günümüz insanının bir alt türü olarak tanımlayarak "Homo sapiens neandertalensis" demektedir. Bulgular, Neandertaller'in ölülerini gömdüklerini, çeşitli müzik aletleri yaptıklarını ve aynı dönemde yaşamış Homo sapiens sapienslerle beraber, gelişmiş bir kültürü paylaştıklarını açıkça göstermektedir. Kısacası Neandertaller, sadece zamanla ortadan kaybolmuş "yapılı" bir insan ırkıdır.

İnsanın evrimi senaryosu tümüyle hayali bir kurgudur. Çünkü böyle bir soyağacının var olması için, maymunlardan insanlara aşamalı bir evrim yaşanmış ve bunun fosillerinin bulunmuş olması gerekir. Oysa maymunlarla insanlar arasında açık bir uçurum vardır. İskelet yapıları, kafatası hacimleri, dik ya da eğik yürüme kriterleri gibi özellikler, insan ile maymunun arasını açıkça ayırmaktadır.


Bu farklı türler arasında bir soyağacı olamayacağını gösteren çok önemli bir başka bulgu ise, birbirlerinin atası olarak gösterilen türlerin aynı anda ve birarada yaşamış olmalarıdır! Eğer evrimcilerin iddia ettiği gibi Australopithecus zamanla Homo habilis'e, o da zamanla Homo erectus'a dönüşmüş olsalardı, bu türlerin yaşadıkları dönemlerin de birbirini izlemesi gerekirdi. Oysa aksine, böyle bir kronolojik sıralama yoktur.

Homo erectus'tan Homo sapiens'e doğru ilerlediğimizde de yine ortada bir soyağacı olmadığını görürüz. Homo erectus'un ve Homo sapiens archaic'in günümüzden 27.000 yıl öncesine hatta 10.000 yıl öncesine kadar yaşamlarını sürdürmüş olduklarını gösteren bulgular vardır. Avustralya'da Kow Bataklığı'nda 13 bin yıllık, Java Adası'nda ise 27 bin yıllık Homo erectus kafatasları bulunmuştur.

Bu bulgular, evrim teorisinin "insanın ataları" olarak gösterdikleri canlıların, birbirleriyle bir ilgileri olmayan soyu tükenmiş canlı türleri ya da kaybolmuş insan ırkları olduklarını göstermektedir.
Apaçık Olan Gerçek: Yaratılış 
Evrimciler insanın iki ayaklı dik yürüyüşünün, maymunların dört ayaklı eğik yürüyüşünden kademeli olarak evrimleştiği iddiasındadır.

Bu iddia doğru değildir. Öncelikle fosil kayıtları, hiçbir zaman hiçbir canlının insan ve maymun yürüyüşü arası bir hareket şekline sahip olmadığını göstermektedir. Fosil kayıtları üzerinde yapılan detaylı incelemeler, Australopithecus ve Homo habilis sınıflamalarına dahil edilen canlıların maymunlar gibi dört ayaklı ve eğik yürüdüklerini, Homo erectus ve Neandertal adamı gibi insan ırklarının aynı bizim gibi dik yürüdüklerini ispatlamaktadır. Yani iki ayaklı dik yürüyüş modeli, dünya üzerinde ilk olarak insanlarla birlikte ve aniden ortaya çıkmıştır.

Kısacası, "insanın evrimi", hiçbir bilimsel temeli olmayan bir masaldan ibarettir. İnsanı, sahip olduğu tüm yetenek ve özelliklerle birlikte, Allah yaratmıştır. Evrim teorisi canlılığın bir "tesadüf" ürünü olduğunu iddia eder. Oysa bu yazı boyunca incelediğimiz tüm bilimsel kanıtlar, bunun kesinlikle gerçek dışı bir iddia olduğunu, canlılığın asla tesadüfle açıklanamayacak kadar üstün bir tasarımla yaratıldığını göstermektedir.

Bu apaçık gerçeği görebilmek için, mutlaka biyokimya laboratuvarlarına ya da fosil yataklarına gitmeye de gerek yoktur. İnsan, akıl ve sağduyusunu kullanarak dünyanın hangi köşesini incelese, yaratılış gerçeğini görebilir. Kendisinin, ilk başta sadece bir damla su iken, bu satırları okuyup anlayabilen bir insan haline nasıl geldiğini düşünse, Yaratıcımız olan Allah'ın sonsuz aklı, bilgisi ve gücünü anlayabilir.

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

11 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: Gürhan | Tarih: 2009-09-10 01:09:39
    Konu: Evrim
    Evrim apaçık ortada...Görmek isteyen görür, istemeyenin gözüne soksanda göremez...

    Bağlantı »

  2. Yazan: Gürhan | Tarih: 2009-09-10 01:06:37
    Konu: Evrim
    Evrim apaçık ortada...Görmek isteyen görür, istemeyenin gözüne soksanda göremez...

    Bağlantı »

  3. Yazan: Gürhan | Tarih: 2009-09-10 01:04:32
    Konu: Evrim
    Evrim apaçık ortada...Görmek isteyen görür, istemeyenin gözüne soksanda göremez...

    Bağlantı »

  4. Yazan: yaratilisdelilleri | Tarih: 2009-01-30 13:00:38
    Konu: Seni de ben mi tanımlayayım?
    Anlatacak şeyi olmayanlarda sıkça gördüğümüz düzeysiz sözler aşağıda da aynen tekrarlanmış.Sahtekarlığı yapanlar, sadece "OL" emriyle ve benzersiz tasarımlarla tüm evreni yoktan var edip hizmetimize sunan eşsiz yaratıcı sonsuz akıl sahibi Allah'a inananlar değil, bunları görmeyen ve bilime "rağmen" teorilerini savunan evrimcilerdir.Kendileri de zaten sahtekarlıklarını itiraf ederler.
    Darwin 150 yıl önce "tek bir tane bile ara fosil yok, ilerde de bulunamazsa teorim geçersiz hale gelebilir" demişti.Ee hala yok!!!
    Alttaki isimsiz kişi, evrimi bilim sanmanı cahilliğine, hakaret içeren cümlelerini de terbiyesizliğine veriyorum.
    Yine de bir iyilik yapıyorum sana, Bak tıkla şurayı gerçekleri öğren: www.evrimsahtekarliklari.com

    Bağlantı »

  5. Yazan: isimsiz | Tarih: 2009-01-14 15:37:23
    Konu: Evrim Biyolojini Temelidir
    Evrimin reddedilmesi mümkün değildir. Evrimi reddedenler evrimin ne olduğunu bilmemekteler. Amerikan protestan yaratılışçılarını türkiye kolu olan sahtekarlar cahil halkı kandırmaktadırlar. Evrim olmadan bilim olmaz.

    Bağlantı »

  6. Yazan: yaratilisdelilleri | Tarih: 2008-03-25 23:22:41
    Konu: "Eviren" var !"Galiba" değil,kesin var arkadaşım!
    Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ard arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları EVİRİP ÇEVİRMESİNDE düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (BAKARA SURESİ / 164)

    Şüphesiz sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden, işleri EVİRİP-ÇEVİREN Allah'tır. Onun izni olmadıktan sonra, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur, öyleyse O'na kulluk edin. Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz? (YUNUS SURESİ / 3)

    De ki: "Göklerden ve yerden sizlere rızık veren kimdir? Kulaklara ve gözlere malik olan kimdir? Diriyi ölüden çıkaran ve ölüyü diriden çıkaran kimdir? Ve işleri EVİRİP-ÇEVİREN kimdir? Onlar: "Allah" diyeceklerdir. Öyleyse de ki: "Peki siz yine de korkup-sakınmayacak mısınız? (YUNUS SURESİ / 31)

    Allah O'dur ki, gökleri dayanak olmaksızın yükseltti; onları görmektesiniz. Sonra arşa istiva etti ve güneş ile aya boyun eğdirdi, her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedirler. Her işi EVİRİP DÜZENLER, ayetleri birer birer açıklar. Umulur ki, Rabbinize kavuşacağınıza kesin bilgiyle inanırsınız. (RA'D SURESİ / 2)

    Allah, gece ile gündüzü EVİRİP-ÇEVİRİR. Gerçekten bunda basiret sahipleri için birer ibret vardır. (NUR SURESİ / 44)

    Gökten yere her işi O EVİRİP DÜZENE KOYAR. Sonra (işler,) sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O'na yükselir. (SECDE SURESİ / 5)

    Allah kesin var ve canlılığı evrimle yaratmış olsaydı,bunu Kuran'da açıklardı.Ki Kuran eksiği olmayan Kitap...

    Bağlantı »

  7. Yazan: EVRİMCİK | Tarih: 2008-03-25 18:48:50
    Konu: EVRİM VE EVİREN
    EVRİM, DARWİN'İN BAHSETTİĞİ GİBİ DEĞİL BELKİ FARKLILIKLI OLARAK GERÇEKLEŞMİŞTİ..EVRİME BENZER BİRŞEY VAR,AMA ADINI HENÜZ BİLMİYORUZ...EVRİM VAR AMA BİR EVİRİP ÇEVİRENDE VAR GALİBA.

    Bağlantı »

  8. Yazan: yaratilisdelilleri | Tarih: 2008-02-13 15:33:14
    Konu: Önyargıya hayır!! başlıklı yorumu yazan arkadaşa:
    Kuran'da evrime delil yoktur!İyice araştırmadan "var" demek Allah'a iftira atmak olur,uyarırım..

    Hiçbir bilimsel delili olmayan evrim, "canlılık, bir Yaratıcı olmadan, tesadüfen oluşmuş ve tüm canlılar birbirinden türemiştir" der.

    Evrim teorisinin karşısında ise yaratılış gerçeği yer alıyor. Bu gerçeğe göre Allah maddeyi yoktan yaratmış ve düzenlemiştir. Canlılar da yine Allah'ın yaratmasıyla var olmuştur. Evrendeki ve canlılardaki büyük tasarım, hesap, denge ve düzen, bu gerçeğin açık kanıtlarıdır.

    Yani evrim teorisine destek vermek Müslüman için söz konusu değildir. Tabi ki insanlar istedikleri gibi düşünebilir, istedikleri teoriye inanabilirler. Ama ortaya atılma sebebi Allah'ı ve yaratılışı inkar etmek olan bir teori ile "uzlaşmak" mümkün değildir. Böyle bir çabaya girmek, dinin temelinden taviz vermek olur ki, kabul edilmesi mümkün değildir. Böyle bir girişimin dine zarar vermek anlamını taşıdığını bilen evrimciler, dindarları bu girişime zorlamak için çaba gösteriyorlar.İnanç sahibi kişilerin desteğini alabilmek ve onların evrim teorisi karşısında yaptıkları fikri mücadeleyi zayıflatabilmek için, "evrimsel yaratılış" fikrini el altından destekleyerek farklı bir yol deniyorlar. İşte bu sinsi destek kimi müslümanların yanlış fikirlere kapılmalarına sebep oluyor.

    Evrimsel yaratılışı savunanların iddiasına göre, Allah canlıların genetik yapılarında mutasyonlar yoluyla birtakım değişimler meydana getirmekte ve böylece onlara faydalı organlar kazandırmaktadır. Ya da yine bu iddiaya göre Allah önce ilkel canlılar yaratmakta, sonra onları kompleks canlılar haline getirmek, onları mükemmelleştirmek için doğal seleksiyonu kullanmakta.

    Bilimsel gelişmelerden haberdar olmayan bazı insanlar, evrim teorisini de desteklemek için bu tip hayali çıkarımlar yapmaktadırlar.Kuran'da bu şekilde bir yaratılıştan kesinlikle söz edilmez.

    Müslüman evrimciler, Allah'ın bu doğa kanunları ile sınırlanmış bir yaratılışla canlıları var ettiğini düşünmekte, dolayısıyla mutasyon, doğal seleksiyon gibi kavramları kullanarak bir türün diğerine dönüşmesi yoluyla yaratılış olduğunu zannediyorlar.Bir Müslümanın böyle bir "natüralist" mantığa kapılması çok hatalı olur, çünkü Kuran'ın pek çok ayetinde bildirilmiş olan mucizeler, bu mantığın yanlış olduğunu açıkça gösteriyor.

    Allah canlıların yaratılışını şöyle açıklıyor:

    Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimi iki ayağı üzerinde yürümekte, kimi de dört (ayağı) üzerinde yürümektedir. Allah, dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir. (Nur Suresi, 45)

    Ayette karada yaşayan temel canlı gruplarına (sürüngenler, kuşlar ve memeliler) işaret ediliyor ve bunları Allah'ın sudan yarattığı bildiriliyor. Dikkat edilirse, bu canlı grupları evrim teorisinin öngördüğü gibi "birbirlerinden" değil, "sudan" yaratılmışlar. Yani ortak bir malzemeden, Allah'ın şekillendirmesiyle ayrı ayrı var edilmişler.

    Bu ortak malzemenin su olduğu gerçeği, bugün bilimsel verilerle de açıkça ortada. Su, dünyadaki her canlının vücudunun en temel unsuru. Memelilerde vücudun yaklaşık % 70'i su. Her canlı, vücudundaki su sayesinde hücre içi, hücreler arası ve dokular arası ulaşımı sağlıyor. Su olmadan canlılığın olamayacağı herkes tarafından kabul edilen bir gerçek.

    Allah Kuran'da insanın yaratılışının da mucizevi bir biçimde olduğunu haber veriyor. İlk insan, Allah'ın çamuru şekillendirip insan bedeni haline getirmesi ve ardından bu bedene ruh üflemesiyle yaratılmış:

    Hani Rabbin meleklere: "Gerçekten ben, çamurdan bir beşer yaratacağım" demişti.

    "Onu bir biçime sokup, ona ruhumdan üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın." (Sad Suresi, 71-72)

    Dikkat edilirse ayetlerde insanın Müslüman evrimcilerin iddia ettiği gibi "maymundan" veya bir başka canlı türünden değil, cansız bir madde olan çamurdan yaratıldığı özellikle belirtilmektedir. Allah cansız çamuru mucizevi bir biçimde insana dönüştürmüş ve bu bedene ruh üflemiştir. Bunda hiçbir "doğal evrim süreci" yoktur, Allah'ın doğrudan mucizevi bir fille yaratması vardır.

    Daha fazla bilgi için:
    http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/1512072/

    Bağlantı »

  9. Yazan: isimsiz | Tarih: 2008-02-06 20:19:53
    Konu: önyargıya hayır!!!
    evrim kuramı canlıların türleşmesini acıklamaya çalışmaktadır.hayatın başlangıcına ait bir acıklama getirmemektedir,bu konudaki görüşler için fizik bilimiyle ilgilenmeniz bu konuda araştırma yapmanız gerekmektedir.sevgili din kardeşim evrim her ne kadar sen inanmayacak olsanda dinimizde,kutsal kitabımız Kur'an-ı kerim'de de geçer:" - Oku! Yaratan Rabbinin adına;
    ki O, insanı ALAKtan yarattı.
    Oku! Senin Rabbin ise Ekrem`dir." bu surede geçen alak 1.çamur,2.kan pıhtısı,3.embriyodur.din hakkında da bilim hakkında da yorum yaparken çok derin araştırmalar yapmalıyız.yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum.başarılar.

    4 - O ki kalemle ögretti;

    Bağlantı »

  10. Yazan: biyolog07 | Tarih: 2007-04-18 15:08:19
    Konu: slm
    ben yeni bır blog actım 07biyolog07 beklerım
    sayfanı takıp edıyorum bilgiler için teşekkürler

    Bağlantı »

  11. Yazan: Banu | Tarih: 2006-12-14 22:43:18
    Konu: Selamun Aleykum
    Insanin yaratilmis olduguna suphe yok.Zira insan, bedenini incelerse, ne kadar karmasik bir yapiya sahip oldugunu gorur.Bir kere dusunun, insana ait tum bilgi, acildiginda 1 metrelik bir sarmal olan DNAnin icinde sakli. Bu bilginin de 900 ciltlik bir ansiklopediye es deger bir bilgiye sahip oldugunu soyluyor bilim adamlari. Hangi tesaduf boyle bir bilgi birikimi saglayabilir? Bilgisayarda, klavyedeki tuslara rastgele basarak, sayfalarca yazi yazsak, icinde bilgi sakli, okunabilir bir metin olusur mu?

    Bağlantı »