<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>YARATILIŞ DELİLLERİ</title>
        <description>Bilimsel ve dini yazılar</description>
        <link>http://yaratilisdelilleri.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2009 05:39:02 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>EVREN YOKTAN YARATILDI</title>
            <link>http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/evren-yoktan-yaratildi_2550927.html</link>
            <guid>http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/evren-yoktan-yaratildi_2550927.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;İçinde bulunduğumuz uçsuz bucaksız evrenin nasıl var olduğu, nereye doğru gittiği, içindeki düzen ve dengeyi sağlayan kanunların nasıl işledikleri her devirde insanların merak konusu olmuştur. Bilim adamları, düşünürler asırlardır bu konuyla ilgili sayısız araştırmalar yapmışlar, pek çok teoriler üretmişlerdir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;20. yüzyılın başlarına dek hakim olan görüş, evrenin sonsuz boyutlara sahip olduğu, sonsuzdan beri var olduğu ve sonsuza kadar da var olacağı şeklindeydi. &lt;STRONG&gt;&quot;Statik evren modeli&quot;&lt;/STRONG&gt; adı verilen bu anlayışa göre, evren için herhangi bir başlangıç veya son söz konusu değildi. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Materyalist felsefenin de temelini oluşturan bu görüş, evreni sabit, durağan ve değişmez bir maddeler bütünü olarak kabul ederken bir Yaratıcı'nın varlığını da reddediyordu. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Herşey, hatta henüz yaratılmamış olan &quot;gökler ve yer&quot; bile, tek bir noktadayken büyük patlama ile yaratılmış ve birbirlerinden ayrılarak evrenin bugünkü şeklini meydana getirmişlerdir. &lt;BR&gt;Materyalizm, maddeyi mutlak varlık sayan, maddeden başka hiçbir şeyin varlığını kabul etmeyen bir düşünce sistemidir. Tarihi eski Yunan'a kadar uzanan, ama özellikle 19. yüzyılda yaygınlaşan bu düşünce sistemi, Karl Marx'ın diyalektik materyalizmiyle ünlenmişti. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;19. yüzyıldaki durağan evren modeli, başta belirttiğimiz gibi, materyalist felsefeye zemin sağlamıştı. Materyalist felsefeci George Politzer, bu evren modeline dayanarak, &quot;Felsefenin Başlangıç İlkeleri&quot; adlı kitabında; &quot;evrenin yaratılmış birşey&quot; olmadı.. ( &lt;a href=&quot;http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/evren-yoktan-yaratildi_2550927.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 02 May 2007 15:20:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>KURAN-BİLİM</title>
            <link>http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/kuran-bilim_2550871.html</link>
            <guid>http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/kuran-bilim_2550871.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Kuran'ın Allah katından olduğunun ve insanlar tarafından bir benzerinin asla getirilemeyeceğinin pek çok delili vardır. Bu delillerden biri de, Kuran'daki ayetlerin içinde bulunduğumuz evrende her ayrıntısı ile var olmasıdır. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bilim, içinde yaşadığımız maddesel dünyanın deney ve gözlem yoluyla incelenmesine denir. Elbette bilim bu incelemeyi yaparken, deney ve gözlem yoluyla elde ettiği verileri temel alarak, bu verilere bakarak sonuç çıkaracaktır. Bilindiği gibi bilimsel araştırmalardaki ilk adım bir &quot;hipotez&quot; (varsayım) belirlemektir. Bilim adamları inceleyecek oldukları konu hakkında ilk başta belirli bir varsayım ortaya atarlar. Daha sonra bu varsayım bilimsel verilerle sınanır. Eğer yapılan deney ve gözlemler varsayımı doğrularsa, varsayım yani ¨hipotez¨, &quot;teori&quot; olma yoluna girmiştir. Eğer hipotez yalanlanırsa, başka hipotezler denenir ve bu süreç devam eder. &lt;BR&gt;&lt;STRONG&gt;Bilimsel Çalışmada Yöntem&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;BR&gt;&lt;/STRONG&gt;Dikkat edilirse bu sürecin ilk aşaması olan hipotez belirlenmesi, bilim adamlarının benimsediği temel bakış açısı ile ilgilidir. Örneğin bilim adamları, sahip oldukları temel bakış açısı nedeniyle, &quot;maddenin, herhangi bir bilinçli düzenleme olmadan, kendi kendini düzenleme yönünde bir eğilimi vardır&quot; gibi bir hipotezle yola çıkabilirler. Sonra da bu hipotezi doğrulamak için yıllar süren uzun araştırmalar yapabilirler. Ama maddenin böyle bir özelliği yoktur ve dolayısıyla tüm bu çaba başarısızlıkla sonuçlanacaktır. Hatta eğer bilim adamları bu hipotezde çok ısrarlı iseler, araştırma yıllar, hatta nesiller boyu bile sürebilir. Sonuçta ise ortaya çok büyük bir zaman ve imkan kaybı çıkar. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Dikkat edilirse hipotezi doğru belirleme noktası, bilimsel bulgulardan farklı bir kaynağı gerektirmektedir... ( &lt;a href=&quot;http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/kuran-bilim_2550871.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 13 Feb 2008 14:44:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>SİVRİSİNEKTEKİ DELİLLER</title>
            <link>http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/sivrisinekteki-deliller_2550844.html</link>
            <guid>http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/sivrisinekteki-deliller_2550844.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&quot; Şüphesiz Allah, bir sivrisineği de, ondan üstün olanı da, (herhangi bir şeyi) örnek vermekten çekinmez. Böylece iman edenler, kuşkusuz bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler; inkâr edenler ise, &quot;Allah, bu örnekle neyi amaçlamış?&quot; derler. (Oysa Allah,) Bununla birçoğunu saptırır, birçoğunu da hidayete erdirir. Ancak O, fasıklardan başkasını saptırmaz.&quot; (Bakara Suresi, 26) &lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Anne sivrisinekler yumurtaları için uygun bir yer bulmak zorundadırlar. Durgun sular sivrisineklerin tercih sebebidir. Çünkü bu sularda fotosentez yapabilen bitkiler vardır ve bunlar suyu oksijen bakımından zengin hale getirirler. Oksijen, larvaların en önemli ihtiyaçlarından biridir. Karnının altında bulunan özel bir alıcı sayesinde, toprağın nem ve sıcaklık bakımından yumurtalarını bırakmaya uygun olup olmadığını tespit eder.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Sivrisinek ısı ve nemi en hassas biçimde ölçen ve en uygun yere doğuştan yerleştirilmiş bir organa sahiptir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;BR&gt;İnsanlar için gerçekleşmesi imkansız gibi görünen pek çok şey, hayvanlar tarafından şaşırtıcı bir rahatlıkla yapılabilir. Örneğin insan gebelik süresini uzatamaz ama bazı canlılar bunu yapabilirler. Sivrisinekler de bu canlılardandır. Bazı sivrisinek türleri yumurtlama dönemleri gelmiş olmasına rağmen ilk yağmurdan sonra değil, ikinci hatta üçüncü yağmurlardan sonra yumurtlarlar. Bu tedbir sayesinde sivrisinek nesli bir nevi koruma altına alınmış olur. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Sivrisinek yumurtaları, kuraklığa ve soğuğa karşı oldukça dayanıklıdırlar. Gereken koşullar oluşmazsa çatlamadan, yağmurların yağmasını ve hava sıcaklığ.. ( &lt;a href=&quot;http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/sivrisinekteki-deliller_2550844.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 15 May 2007 00:00:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>CANLI YAPISINDAKİ BİLGİ</title>
            <link>http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/canli-yapisindaki-bilgi_2550734.html</link>
            <guid>http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/canli-yapisindaki-bilgi_2550734.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Evrim teorisinin temelinde materyalist felsefe yatmaktadır. &lt;strong&gt;Materyalizm, var olan herşeyin sadece madde olduğu varsayımına dayanır. Bu felsefeye g&amp;ouml;re, madde sonsuzdan beri vardır, hep var olacaktır ve maddeden başka bir şey de yoktur.&lt;/strong&gt; Materyalistler, bu iddialarına destek sağlamak i&amp;ccedil;in, &quot;indirgemecilik&quot; olarak adlandırılan bir mantık kullanırlar. İndirgemecilik, madde gibi g&amp;ouml;r&amp;uuml;nmeyen şeylerin de aslında maddesel etkenlerle a&amp;ccedil;ıklanabileceği d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncesidir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunu a&amp;ccedil;ıklamak i&amp;ccedil;in zihin &amp;ouml;rneğini verelim. Bilindiği gibi insanın zihni &quot;elle tutulur, g&amp;ouml;zle g&amp;ouml;r&amp;uuml;l&amp;uuml;r&quot; bir şey değildir. Dahası insan beyninde bir &quot;zihin merkezi&quot; de yoktur. Bu durum bizi ister istemez, zihnin madde-&amp;ouml;tesi bir kavram olduğu sonucuna g&amp;ouml;t&amp;uuml;r&amp;uuml;r. Yani &quot;ben&quot; dediğimiz, d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nen, seven, sinirlenen, &amp;uuml;z&amp;uuml;len, zevk alan ya da acı &amp;ccedil;eken varlık, bir koltuk, bir masa ya da bir taş gibi maddesel bir varlık değildir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Materyalistler ise, zihnin &quot;maddeye indirgenebilir&quot; olduğu iddiasındadırlar. Materyalist iddiaya g&amp;ouml;re, bizim d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmemiz, sevmemiz, &amp;uuml;z&amp;uuml;lmemiz ve t&amp;uuml;m diğer zihinsel faaliyetlerimiz, aslında beynimizdeki atomlar arasında meydana gelen kimyasal reaksiyonlardan ibarettir. Bir insanı sevmemiz, beynimizdeki bazı h&amp;uuml;crelerdeki bir kimyasal reaksiyon, bir olay karşısında korku duymamız bir başka kimyasal reaksiyondur. &amp;Uuml;nl&amp;uuml; materyalist filozof Karl Vogt, bu mantığı &lt;strong&gt;&quot;karaciğer nasıl &amp;ouml;d sıvısı salgılıyorsa, beyin de d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nce salgılar&quot;&lt;/strong&gt; şeklindeki &amp;uuml;nl&amp;uuml; s&amp;ouml.. ( &lt;a href=&quot;http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/canli-yapisindaki-bilgi_2550734.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 26 Feb 2009 10:45:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>VÜCUDUMUZDAKİ DELİLLERDEN BİRİ;DNA</title>
            <link>http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/vucudumuzdaki-delillerden-biri-dna_2544278.html</link>
            <guid>http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/vucudumuzdaki-delillerden-biri-dna_2544278.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;DNA, hücre çekirdeğinde titizlikle korunan oldukça büyük bir moleküldür ve bu molekül insan vücudunun bir nevi bilgi bankasıdır. DNA'da korunan bilgiler, insanın saç ve gözlerinin renginden, boyunun uzunluğuna kadar tüm fiziksel özellikleri ile birlikte, hücrelerde ve vücutta meydana gelen binlerce farklı olayı ve sistemi de kontrol eder. Örneğin, insanın kan basıncının alçak, yüksek veya normal olması bile DNA'daki bilgilere bağlıdır. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;DNA'da kayıtlı bulunan bilgi pek hafife alınacak gibi değildir. Öyle ki, insanın tek bir DNA molekülünde tam bir milyon ansiklopedi sayfasını veya başka bir deyişle yaklaşık 1000 kitabı dolduracak miktarda bilgi bulunur. Dikkat edin; tam 1.000.000 ansiklopedi sayfası veya 1000 kitap... Yani, &lt;STRONG&gt;her bir hücrenin çekirdeğinde, insan vücudunun işlevlerini kontrol etmeye yarayan bir milyon sayfalık bir ansiklopedinin içerebileceği miktarda bilgi kodlanmıştır. &lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Gözle göremediğimiz, çapı milimetrenin milyarda biri büyüklüğünde olan, atomların yanyana dizilmesiyle oluşmuş bir zincir, acaba böyle bir bilgiye ve hafızaya nasıl sahip olabilir? Bu soruya şunu da ekleyin: Vücudunuzdaki 100 trilyon hücreden her biri bir milyon sayfayı ezbere biliyorken, acaba siz zeki ve şuurlu bir insan olarak hayatınız boyunca kaç ansiklopedi sayfası ezberleyebilirsiniz? Daha da önemlisi, hücre bu bilgileri kusursuzca, son derece koordineli ve planlı bir şekilde ve asla hata yapmadan ilgili yerlerde kullanır. Hatta daha insan var olmadan önce, hücreleri faaliyet halinde onu inşa etmeye başlamıştır bile&amp;#8230; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Çekirdekteki DNA molekülü .. ( &lt;a href=&quot;http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/vucudumuzdaki-delillerden-biri-dna_2544278.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 25 Apr 2007 13:00:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>FARKLI IRKLARIN VARLIĞI YARATILIŞ DELİLLERİNDENDİR</title>
            <link>http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/farkli-irklarin-varligi-yaratilis-delillerindendir_2543110.html</link>
            <guid>http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/farkli-irklarin-varligi-yaratilis-delillerindendir_2543110.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Farklı ırkların varlığı bazı evrim taraftarları tarafından evrim teorisine delilmiş gibi gösterilmeye çalışılır. Aslında bu iddia, genelde savundukları teoriyi bile yeterince bilmeyen amatör evrimciler tarafından dile getirilmektedir. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bu iddiayı savunanların öne sürdükleri tez, 'eğer canlılık İlahi kaynaklarda yer aldığı gibi, tek bir erkek ve kadınla başlamışsa birbirinden farklı ırkların nasıl meydana çıkmış olabileceği' sorusuna dayanır. Diğer bir ifadeyle, 'Hz. Adem ve Hz. Havva'nın boy, ten ve diğer fiziksel özellikleri toplamda yalnızca iki kişiyi kapsadığına göre her biri farklı özelliklere sahip olan ırklar nasıl ortaya çıktı?' demektedirler. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Gerçekte bütün bu soruların ya da itirazların altında yatan problem, genetik bilimi hakkındaki bilgi eksikliği ya da genetik kurallarının göz ardı edilmesidir. Bugün yeryüzündeki insanlar arasında var olan ırk çeşitliliğinin nedenini anlamak için önce bu soruyla yakından ilgili olan &quot;varyasyon&quot; konusu hakkında genel bir bilgi sahibi olmak gerekir. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;STRONG&gt;Varyasyon&lt;/STRONG&gt;, genetik biliminde kullanılan bir terimdir ve &quot;çeşitlenme&quot; anlamına gelir. Bu genetik olay, bir canlı türünün içindeki bireylerin ya da grupların, birbirlerinden farklı özelliklere sahip olmasına neden olur. Varyasyonların kaynağı ise o türün içindeki bireylerin sahip olduğu genetik bilgidir. Bu bireylerin aralarındaki eşleşmeler sonucunda bu genetik bilgi yeni nesillerde değişik kombinasyonlarda biraraya gelir. Anne ve babanın kromozomları arasında genetik madde alışverişi olur. Böylece genler birbiriyle karışır. Bunun sonucu da bu bireyin fiziksel özelliklerinde bir çeşitlenme meydana gelmesidir. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İnsan ırkları ve insanlar arasındaki birbirinden farklı fiziksel özellikler de insan türüne ait 'varyasyonlar'dır. Yeryüzündeki insanların hepsi temelde aynı genetik bilgiye sahiptirler.. ( &lt;a href=&quot;http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/farkli-irklarin-varligi-yaratilis-delillerindendir_2543110.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 18 Jun 2007 20:31:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>PROTEİNLER TESADÜFE MEYDAN OKUYOR</title>
            <link>http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/proteinler-tesadufe-meydan-okuyor_2542731.html</link>
            <guid>http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/proteinler-tesadufe-meydan-okuyor_2542731.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Proteinler, &quot;amino asit&quot; adı verilen daha küçük moleküllerin belli sayılarda ve çeşitlerde özel bir sırayla dizilmelerinden oluşan dev moleküllerdir. Bu moleküller canlı hücrelerinin yapıtaşlarını oluştururlar. En basitleri yaklaşık 50 amino asitten oluşan proteinlerin, binlerce amino asitten oluşan çeşitleri de vardır. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;Uygun Dizilim&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Önemli olan nokta şudur: Proteinlerin yapılarındaki tek bir amino asitin bile eksilmesi veya yerinin değişmesi ya da zincire fazladan bir amino asit eklenmesi o proteini işe yaramaz bir molekül yığını haline getirir. Bu nedenle her amino asit, tam gereken yerde, tam gereken sırada yer almalıdır. Hayatın rastlantılarla oluştuğunu öne süren evrim teorisi ise, bu düzenlilik karşısında çaresizdir. Çünkü söz konusu düzenlilik, asla rastlantıyla açıklanamayacak kadar olağanüstüdür. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Örneğin, bileşiminde 288 amino asit bulunan ve 12 farklı amino asit türünden oluşan ortalama büyüklükteki bir protein molekülünün içerdiği amino asitler 10300 farklı biçimde dizilebilir. (Bu, 1 rakamının sağına 300 tane sıfır gelmesiyle oluşan astronomik bir sayıdır.) Ancak bu dizilimlerden yalnızca bir tanesi söz konusu proteini oluşturur. Geriye kalan tüm dizilimler hiçbir işe yaramayan, hatta kimi zaman canlılar için zararlı bile olabilecek anlamsız amino asit zincirleridir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Dolayısıyla yukarıda örnek verdiğimiz protein moleküllerinden yalnızca bir tanesinin tesadüfen meydana gelme ihtimali &quot;10300'de 1&quot; ihtimaldir. Bu ihtimalin pratikte gerçekleşmesi ise imkansızdır. (Matematikte 1050'de 1'den küçük ihtimaller &quot;sıfır ihtimal&quot; kabul edilirler.) </description>
            <pubDate>Mon, 24 Sep 2007 15:30:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İNSANLA ŞEMPANZE ARASINDAKİ GENETİK BENZERLİK PROPOGANDASI NEDEN GEÇERSİZDİR?</title>
            <link>http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/insanla-sempanze-arasindaki-genetik-benzerlik-propogandasi-neden-gecersizdir_1790487.html</link>
            <guid>http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/insanla-sempanze-arasindaki-genetik-benzerlik-propogandasi-neden-gecersizdir_1790487.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Darwinizm'e destek veren medya kuruluşları, evrim teorisi için yürüttükleri reklam kampanyasında insan ve şempanze arasındaki genetik benzerliği gözboyayıcı bir propaganda malzemesi olarak kullanırlar. Ne zaman bilim adamları iki canlı arasında bir genetik benzerlik çalışması gerçekleştirse, bu çalışmanın sonuçları, evrim delili gibi yorumlanarak derhal manşetlere taşınır. Ve insanın şempanzeyle ortak bir atadan geldiğinin keşfedildiği, insanın aslında biraz farklı bir maymun türü olduğu, insan ve şempanzenin neredeyse aynı olduğu şeklinde evrimci masallar anlatılır. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Birbirlerine sarılmış insan ve şempanze fotoğraflarıyla yakınlık motifi ön plana çıkarılır. Oysa tüm bunlar, bilim dışı bir aldatmacadan ibarettir. Çünkü genetik karşılaştırmalarda elde edilecek sonuçlar, araştırmacının konuya yaklaşımına göre istediği şekilde yönlendirebildiği sonuçlardır. Bu yüzden insanla şempanze arasındaki genetik karşılaştırmaların sonuçları, evrim teorisi için asla bilimsel bir kanıt oluşturmamaktadır. Aşağıda görülebileceği gibi, insanla şempanze arasında yüksek oranda evrimsel bir genetik benzerlik olduğu iddiası, bir &lt;STRONG&gt;&quot;bilgi&quot;&lt;/STRONG&gt; değil daha çok bir &lt;STRONG&gt;&quot;yorum&quot;&lt;/STRONG&gt; meselesiyle ilgilidir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;Bu Konuda Akılda Tutulması Gereken Önemli Noktalar:&lt;BR&gt;1.&lt;/STRONG&gt; Henüz ortada tamamlanmış bir şempanze genomu projesi dahi yoktur. Ve karşılaştırılan kısımlar genomların tamamına oranla çok küçük miktarlardadır. Bu kısmi parçalardan elde edilen sonuçlar, sözkonusu genomların tamamına genelleme yapılmaktadır. 'İnsanla şempanze genetik olarak %99.4 benzer' gibi ifadeler de böyle birer genellemeden ibarettir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;</description>
            <pubDate>Sat, 07 Apr 2007 23:15:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Darwinizm,Karanlık Bir Büyüdür</title>
            <link>http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/darwinizm-karanlik-bir-buyudur_1591033.html</link>
            <guid>http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/darwinizm-karanlik-bir-buyudur_1591033.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;DARWİNİZM'İN KARANLIK BÜYÜSÜ&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Günümüzde bilim ve teknolojinin ulaştığı seviye sayesinde delilsiz ve asılsız bir iddia olduğu tüm açıklığı ile ortaya çıkan evrim teorisi, destekleyenleri tarafından çeşitli yollarla ayakta tutulmaya çalışılıyor. Darwinistler, güçlü bir telkin ve göz boyama içeren birtakım propaganda yöntemleriyle savundukları asılsız düşüncenin devam etmesini sağlamaya çalışıyorlar. Evrim teorisinin, bilimsel hiçbir geçerliliği olmamasına rağmen nasıl bu kadar yaygın olarak benimsendiği sorusunun cevabı da işte bu propaganda yöntemlerinde yatmaktadır. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Günümüzde evrim propagandasını hayatın her alanında görmek mümkündür. Evrim teorisi ilk ortaya atıldığı günden bu yana evrimciler, hep aynı yöntemleri kullanarak insanları asılsız iddialara inandırmayı başarmışlardır. Yani evrim teorisinin kabul görmesi, bilimsel bir değer içerdiği anlamına gelmemelidir. Nitekim evrim teorisinin bilimsel geçersizliğini ortaya koyan eserleriyle tanınan Henry Morris de bu gerçeğe dikkat çekmekte ve şu soruyu sormaktadır: &quot;Aslında ilahiyat öğrencisi olan ve sonra dininden dönen Darwin, bir avukat olan Lyell, bir tarımcı olan Hutton, bir gazeteci olan Chambers ve bilim adamı olmayan diğer kişiler tarafından geliştirilen Darwinizm inancı nasıl oldu da bu kadar yaygınlaşabildi?&quot; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;Darwinistler, bu karanlık büyünün bozulmaması için ellerinden gelen her türlü yöntemi kullanırlar.&lt;/STRONG&gt; İnsanlara çok ikna edici bir görünüm sunmaya çalışırlar. Bu ikna edicilik çabası konuşmalarında, yazılarında, dış görünümlerinde ve hareketlerinde çok yoğun şekilde hakimdir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;</description>
            <pubDate>Tue, 27 Mar 2007 09:20:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Darwinizm Batıl Bir Dindir</title>
            <link>http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/darwinizm-batil-bir-dindir_1525640.html</link>
            <guid>http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/darwinizm-batil-bir-dindir_1525640.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;DARWİNİZM DİNİ&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;#8220;Onların içinde bulundukları şey (din) mahvolucudur ve yapmakta oldukları şeyler (ibadetler) de geçersizdir.&amp;#8221; (Araf Suresi, 139) &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Öyle bir din düşünün ki kurucusu bir bilim adamı, kitabı sözde bilimsellik mesajıyla yola çıkan bir araştırma kitabı, taraftarları ise kendilerini bilim adamı sıfatıyla tanıtan insanlar olsun. Bu aynı zamanda öyle bir din olsun ki gelmiş geçmiş tüm uygarlıklarda, fikir akımlarında ve ideolojilerde kendine bir yer edinsin, takipçilerinin sayıları ise yüz milyonlarla ölçülsün. Tarih, sosyoloji, felsefe, psikoloji, biyoloji kısacası tüm bilim dalları için temel bir düşünce şekli, &quot;doğruları aydınlatan bir ışık&quot; olarak sunulsun. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Genel hatlarını çizdiğimiz bu dini aslında hepiniz çok yakından tanıyorsunuz. Bu dinle günlük hayatınızda karşılaşıyor, gazetelerde bu dinin propagandasını okuyor, televizyonlarda da yine bu dinin telkinlerini izliyorsunuz. Bu din hayatınızın her anına girmiş, adeta bir parçası olmuş. Hatta belki de bazılarınız -bilerek ya da bilmeyerek- bu dinin birer tabisi haline gelmişsiniz. İşte bu din,&quot;Darwinizm Dini&quot;dir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Yukarıdaki açıklamaları okuduktan sonra kendinize bazı sorular sormuş, &quot;Darwinizm bir din değil, bilimsel bir teoridir!&quot; diye düşünmüş olabilirsiniz. Dünya üzerinde pek çok insan da bu şekilde düşünmektedir. İnsanların büyük bir çoğunluğu evrim teorisinin ispatlanmış bilimsel bir gerçek olduğunu zanneder, dünya üzerindeki etkisinin altında da bu sözde &quot;bilimselliğin&quot; yattığına inanırlar. Bu düşünüş şekli birbirini takip eden bir dizi yanılgı üzerine kurulmuştur.&amp;nbsp; Evrim teorisi; kuruc.. ( &lt;a href=&quot;http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/darwinizm-batil-bir-dindir_1525640.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 03 Mar 2007 12:10:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://yaratilisdelilleri.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>